KONGRE BELGELERİ VE ÇİZGİ SORUNU-GİRİŞ

Yazan: İbra Esliha

“Bir Marksist-Leninist-Maoist parti ideolojik olarak niteliği yakalayamamışsa o parti sağa sola savrulmaktan kurtulamaz.” (Maoist Komünist Partisi 1. Kongre Belgeleri, s. 64)

Stratejisi olan ve bu stratejiyi bilinçli biçimde uygulayan bir örgüt, hayata geçirdiği taktikler üzerinden kendisini sürekli sorgulamak zorundadır: Ne kadar yol kat edilmiştir, hangi güzergâhta ilerlenmektedir, stratejiye güç veren temel belgeler nelerdir ve bu belgelere ne ölçüde sadık kalınmaktadır? Bu sorular, hareketin politik ilerleyişini değerlendiren temel ölçütlerdir.

Bu çerçevede, stratejinin sağ tasfiyeci bir hatta mı bina edildiği, yoksa iddia edilen devrimci doğrultuda mı ilerlediği somut biçimde ele alınmalıdır. Aynı şekilde, stratejik hedefler doğrultusunda atılan adımların tökezleyip tökezlemediği de nesnel olarak değerlendirilmelidir. Ancak bu sorgulamalar, hareketin üstyapı ilişkilerinin altyapıyla uyumlu biçimde ilerleyip ilerlemediğine dair bir incelemeyle birlikte ele alınmadığı sürece, bir hareketin dönemsel önderliğine “tasfiyeci” diyerek işi kestirmeden çözmek, tasfiyeciliği indirgemek anlamına gelir.

Tasfiyeciliği ideolojik zeminden koparıp dönemsel bir kimliğe ya da bireylere indirgemek Marksist bir yaklaşım olamaz. Çünkü bir hareketi oluşturan nesnel zemin, onun belgelerinde ortaya konan iddia ve yönelimlerdir. Dolayısıyla belgelerdeki tasfiyeci belirlemeler ile yönelimler açığa çıkarılmalıdır ki tasfiyeci kadrolar politik düzlemde somut olarak teşhis edilebilsin. Aksi halde ne kadar muhalefet edilirse edilsin, eğer tasfiye hareketin varlıksal zeminine oturmuşsa kadroların çizdiği siyasette hiçbir zaman “hata” aramayacağı görülmelidir. Üstelik eleştirilerin bireyselleştirilmesi düşmanlaşmayı besler; kadro, izlenen her politikanın hareketin önüne konmuş doğru yol olduğunu savunarak “ben doğru yapıyorum, sen yanlış eleştiriyorsun” düzlemine sıkışır. Buna rağmen bireysel kadro hataları, savrulmalar ve pratik zaaflar elbette göz ardı edilmemelidir.

Burada esas soru, sağ tasfiyeci çizginin yalnızca dönemsel önderlikle sınırlı olup olmadığıdır. Zira hareketin belgeleri de sağ tasfiyeci hattı besliyor olabilir. Hareketimizin uzun yıllara yayılan güç kaybını tek başına dönemsel önderlikle açıklamak mümkün değildir; burada bir ideolojik savrulma söz konusudur. Bu savrulma, bireysel karakterlerin varlığı ya da yokluğuyla açıklanabilecek basit bir problem değildir. Sorunu bulmak için ilk adım olarak, hareketin son 14 yılda politikasını dayandırdığı belgelere bakmak; ideolojik gelişim seyrini, yönelimini ve bugünkü koşullardaki bilimselliğini sorgulamak gerekmektedir.

Aynı düzlemde, muhalefetin dönemsel önderliğe karşı yürütülen iki çizgi mücadelesinde sürekli yenilgi alması ve atıllaşması da bu bağlam içinde ele alınmalıdır.

Vurgulamak gerekir ki sağ tasfiyeci hareketin sağ ya da sol sapmaları çoğu kez bilinçli bir yönelime dayanır. Bununla birlikte sapmaların en etkin pratik görünümleri, taktiksel kendiliğindencilik ve sol-radikalizm biçiminde ortaya çıkabilir. Bu, tabandan gelecek eleştirileri absorbe etme çabasıyla da birleşir. Tarihsel hafızamızı zorladığımızda benzer örneklerin yaşandığı görülür. Bu durum determinist bir zorunluluk değildir; ancak sorunların ideolojik yönünden çok, dönemsel karakterlerle itişe kakışa gelişen bir sürecin tezahürü olarak belirir. Geçmişe dönük muhasebelere bakıldığında sınıfsal bakışla hareket ederek hatalarımızı bireysel karakterlere değil, düşüncenin gelişimi ile doğru-yanlış düzlemine oturtarak bir bütün olarak değerlendirme gerçekleşir.

Stratejiden yoksun her taktik, kaçınılmaz olarak günün kendiliğindenliği içinde şekillenir. Bu, örgütlü ve yönelimli bir siyasal hattın inşası yerine savrulmayı dönemsel ihtirasların hareketine dönüştürür. Böyle bir zemin doğal olarak kırılgandır; karşısına ciddi bir muhalefet çıktığında hızla dağılma eğilimi gösterir. Bireysel savrulmaların birbirini suçlamalarla beslemesi, dönemsel ve ihtiras temelli yapıları daha da zayıflatır. Muhalefet, bu yapıların bireysel hatalarına ve geri yanlarına yoldaşça yaklaşarak kazanım üretmeye çalışsa da, stratejik düzeyde hâkimiyeti olan bir sağ tasfiyeci çizgi karşısında ideolojik bakımdan sağlam bir tutum alınamazsa benzeşme kaçınılmaz hale gelir.

“Bir Marksist-Leninist-Maoist parti ideolojik olarak niteliği yakalayamamışsa o parti sağa sola savrulmaktan kurtulamaz.” (Maoist Komünist Parti 1. Kongre Belgeleri, s. 64)

Hareket sağa ve sola savrulurken pratikte de bu savrulduğu yönlere uygun iki biçim üretir: parti içinde sol sekterizm, siyasal hatta ise sağ tasfiyeci çizgi. Bu durum, dönemsel önderliğin varlığı ve klikleşme eğilimiyle iç içe geçerek tasfiye yönünde bir gelişimi besleyebilir. Bu nedenle, doğru eleştiriler temelinde kangrenleşmeyi aşacak ideolojik hattı belirlemek zorunludur. İlerlemek için şu soruları açık biçimde sormak gerekir: Kongre belgelerimiz son 14 yılda hareketimize politik yönden nasıl bir gelişim sağladı? Güncelliğini koruyor mu? MLM’ye ne ölçüde katkı sundu? Belgelerimizde sağ tasfiyeci bir yönelim mi baskınlaştı?

Bu sorulara cevap arayışını hiçbir zaman terk etmemeliyiz. Hareketimizi sürekli eleştirel-sorgulayıcı bir tutumla, sorularla ve yanıt arayışlarıyla ele almak zorundayız. Bilimsel yaklaşımın bizim asli varlık zeminimiz olduğunu unutmamalıyız.

Hareketin 14 yıllık belgelerinde görülen sorunlardan biri, kitle demokrasisini bir “yol” olarak belirlemesidir. Sınıfsal çelişkileri yüzeysel ele alarak sınıfsal ayrımları kitle demokrasisi içerisinde eritme anlayışı, hareket içinde yerleşik bir çizgi haline gelmiştir. İşçi sınıfını mekanik ele almak; yedek proletarya, hizmet sektörü vb. ayrımlarla emeğini satarak yaşayan proletaryayı dallara ayırmak bu yönelimi besleyen etkenlerdendir. Bu çizgi, proletarya diktatörlüğünün içinin boşaltılmasına da zemin sunmuş; sözde proletarya diktatörlüğü söylemi korunurken, özde kitle demokrasisi anlayışıyla hareket edilmiştir.

Çok uluslu tekellerin geçmişe oranla daha kontrollü ve planlı üretim yaptığı belirlemesinin genel-geçer biçimde ele alınması; ekonomideki anarşinin mikro düzeyde planlı, toplumsal düzeyde plansız karakterini görememek ideolojik bir kırılmadır. Krizlerin derinleştiği koşullarda çok uluslu tekellerin bölgesel hegemonyalarının yalnızca ekonomik baskıdan ibaret olmadığı; işgal ve saldırılarla diğer uluslara  doğrudan müdahil olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesi de aynı düzlemde değerlendirilmelidir.

Birçok konuda sıkışıklık yaşanırken yetersiz verilerle ve genel-geçer yaklaşımlarla yetinilmesi, kadrolar nezdinde kavrayışı daha da zorlaştırmaktadır. Ayrıca sınıf teorisi dergisiyle belgelerin yetersiz kalan alanlarına sistematik biçimde odaklanılmaması, belgelerdeki muğlaklığı artırmaktadır. Buradaki amaç, bu çelişik belirlemeleri ele alarak hatalı ve doğru yanlarına değinen; böylece mevcut sorunları daha açık kılan bir yazın bölümü oluşturmaktır.

Belgelerin belirlediği tüm konulara değinerek ilerlemeye çalışacağız. Birinci bölümde, hareketin belgelerindeki açmazları; kadrolara, parti bilincindeki zayıflıklara vb. birçok unsura “başarısızlıkların kaynağı” olarak bağlayan yaklaşımı, kongre belgelerinin “doğru yanılmadığı” iddiasıyla birlikte tartışma konusu yapacağız. Dördüncü oturumun bu bakışla kapatılmasında ortaya çıkan MLM dışı yaklaşım ise, MLM temelinde eleştirel yaklaşılacaktır…

Scroll to Top