MAOİST KADRO SİYASETİ

Yazan: Sevda Tali

“Doğru kadrolar olmadan doğru çizgi uygulanamaz.”
Mao

Kadro sorunu geçici bir sorun değil. Tarihin her döneminde üzerinde durulmuş, tartışılmış ve hâlâ güncel bir meseledir. Partimiz açısından da kuruluşundan bu yana abartısız gündemden düşmemiştir. Bu normaldir, çünkü kadrolar olmadan Parti olmaz, devrim gerçekleşmez ve devrim gerçekleşse de korunamaz ve ilerletilemez.

Her dönemin kadro ihtiyacı ve özelliği farklı olabilir. Mesela Lenin’in kadro değerlendirmesi genelde devrim öncesi ve arifesine dairdir; profesyonellik, teori-pratik birliği, disiplin ve kitlelerle bağ gibi kadro özelliği ön plana çıkarılmaktadır.

Stalin’de devrim sonrasına dairdir; Kızıl (ideolojik sağlamlılık) ve uzmanlık özelliklerine önem verilmektedir. Stalin’de Kızıl kadro anlayışı Parti bürokrasisini beraberinde getirmiştir. Kendisi bürokrasiye karşı çıksa da Kızıl kadroların farklı fikirlere sıfır toleranslı olmaları gerektiğini söylüyor. Sonuç olarak bu da tekçi bir parti siyaseti ve bürokrasiyi beraberinde getiriyor.
Mao kadro sorununa devrim öncesi ve sonrasında ciddi önem veriyor, meseleyi adeta ilmik ilmik işliyor; her daim kadro-kitle ilişkisini önemsemiş, kadroların halk kitleleri içinden (okumuş olsun ya da olmasın), üretimin içinden çıkmasına önem vermiş, bir kadrodaki en ciddi tehlike olarak kitlelerden kopma, bürokratlaşma, yolsuzluk vs. gibi sapmalara işaret etmiştir.

Arnavutluk, Vietnam, Küba gibi devrimlerini gerçekleştirmiş veya gerçekleştirmemiş bütün ülkelerin KP’leri bu sorunun üzerinde durmuşlar. Ancak bakış açıları genel olarak birbirine yakındır.

Bizde ise bu mesele her zaman can alıcı bir noktada durmuştur. Ancak bir türlü kendi önderliğini yaratacak bir düzeye maalesef gelmemiştir. 1. Kongre sürecinde küçük de olsa kolektif önderliğini oluşturmuş ama hiçbir zaman önderliğini kurumsallaştıracak seviyeye getirememiştir. Bugünkü kadro yapısına baktığımızda da bu sorunun aciliyetini koruduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Parti programımız egemen faşist güçler tarafından ihtilalci-tehlikeli görüldüğü için bizi kendi yasal sınırları içinde tutmuyor ve biz de buna karşılık yasa dışı örgütlenmek ve devrimi örgütlemek durumunda kalıyoruz. Bu durum ezilen halk kitleleri için daha fazla bedel demektir. Ağır şartlar altında örgütlenen Parti, kendi kadrolarını bu şartlara göre yetiştirmelidir. Partimiz silahlı mücadeleyi savunan ve tarihinde büyük kayıp vererek bugüne kadar gelmiştir. Şimdiye kadar 6 genel sekreter, yüzlerce üyesini ve savaşçısını mücadele içerisinde yitirmiştir. Bu kayıplar da ister istemez Partiyi geriletmiştir. Bundan dolayı kadro yetiştirme artık kalıcı bir siyaset haline gelmelidir.

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var; kadro kampanya ile pazarda karpuz toplar gibi örgütlenemez. Bu konuda Partinin süreklileşmiş bir kadro eğitim alanı olmalıdır. Kadro kampanya ile değil, süreklileşmiş eğitimle yetiştirilir. Parti kadro sorununu ancak bu şekilde çözebilir. Aslında yıllardan beri tartışılan ancak bir türlü çözmek için adım atılmayan ve her dönemin önderliğinin keyfiyetine kalmış tali bir mesele haline gelmiştir.

Dönemsel önderlikler kendilerini yormadan, kendine yakın gördükleri kişileri yanına alarak örgütü yönetmeye çalışıyorlar. Bu yöntemin kendisi sorunlu olduğu gibi beraberinde yeni sorunlar da getiriyor. Neticede kolektif önderlik yerine klikler ortaya çıkıyor, kafa-kol ilişkisi hâkim oluyor. Bu da beraberinde eleştiri-özeleştiriyle mücadeleyi geliştirmek yerine sorunlara göz yumma ve kendi görev dönemlerini keyfiyetçi bir şekilde geçiştirmeyi getiriyor. Artık bu dar önderlik anlayışını aşıp kolektif önderliği inşa etmek gerekiyor.

MLM kadro hangi özelliklere sahip olmalıdır

1- Marksizm-Leninizm ve Maoizmi savunmak: MLM’yi savunmak Marx’ı, Lenin’i ve Mao’yu kişisel olarak benimsemek değildir, onların ideolojik çizgilerini bilimsel düzeyde bilince çıkarıp savunmak demektir. Leninizmi savunmak birebir dönemin Rusya koşullarını getirip ülkemize zoraki uygulamak değildir. Ya da Maoizmi savunmak dönemin Çin koşullarını getirip ülkemize indirgeyip taklidini yapmak değildir. Mao ideolojik olarak Marksizm ve Leninizmi savunuyordu. Ancak Leninizmi taklit etmedi. Taklit ederek Çin’de devrim gerçekleşmeye çalışsaydı, Çin’de devrim gerçekleşmezdi. Leninizmi savunma adına Çin’de Sovyet devrimini taklit etmek isteyenler vardı. Mao bu dogmatiklere karşı bilimsel sosyalizme sarılarak ideolojik mücadele verdi. Ve ancak devrim bu şekilde gerçekleşebildi. Mao’yu savunmak Çin’i taklit etmek değildir. Mao’nun ML’ye bilimsel katkılarını da göz ardı etmeden kendi ülkemizin devrimini gerçekleştirmeye çalışmalıyız. Bilim el tutulan bir şey değildir, su gibidir. Önemli olan onu doğru kavramak ve ona doğru yön vermektir.

2- Kitlelerden Kitlelere çizgisini savunmak ve her daim bu çizgiye bağlı kalmak: Komünist partileri bekleyen en büyük tehlikelerden biri de kitlelerden kopmaktır. Maoist kadrolar kitlelerden koptukları zaman sudan çıkmış balığa dönerler. Bu durumlarda marjinalleşip her türlü saldırıya açık hale gelirler. Kitleler okyanus gibidir. Balığın yaşama alanı okyanuslardır, ancak orada güvende olurlar. Kıyıya vurduklarında her türlü saldırıya açık hale gelirler ve yaşamaları olanaksızlaşır. Bu çok büyük bir tehlikedir. Komünist Parti kitlelerden koptu mu yaşama şansı yoktur. KP kitlelerin Partisidir, kitlelerin devrime ulaşması açısından en stratejik araçtır. Ve bir KP kitlelerden kopmuşsa artık onun devrim yapma şansı kalmamıştır.
Kadrolar kitleler içerisinde bilinçlenmiş bireylerdir. Kadrolar sürekli kitleler içerisinde olmalı ve onların sorunlarını dinleyip bu sorunları merkezileştirip çözüm yolu bulmalılar. Çözümü kitlelere indirip onlara yol göstermeliler ve bu süreçlerde hep onların yanlarında-ilelerinde olmalılar. Unutulmamalı ki, devrim kadroların sorunu değil kitlelerin sorunudur ve kitleler bilinçlenip örgütlenirlerse devrim gerçekleşir. Kadroların görevi kitlelerin sorunlarını toplamak, analiz etmek ve çözüm sunarak bilinçlendirmek ve harekete geçirmektir.
Ayrıca Maoist kadrolar her zaman ezilen kitlelerin devrime yönelik her türlü çıkarlarını savunmak zorundalar. Devrim gerçekleşse bile kitleler kendi kolektif çıkarları dahilinde KP siyasetinin doğruluğunu tartışıp mahkûm ettiklerinde Maoist kadrolar kitlelerin yanında olmak zorundalar.

3- İdeolojik, politik çalışmayı yaşam tarzı haline getirmek: Bizde Partinin buna yönelik siyaseti olsa da bir türlü yaşam bulmamıştır. Dönemsel olarak kimi çalışmaların olumlu etkisi var. Ancak bu çalışmalar süreklileşmediği için fazla bir önemi kalmamıştır. Parti tarihimize baktığımızda sıyrılıp öne çıkan kimi kadrolar dahi bireysel çabalarıyla bu başarıyı elde etmişlerdir. Elbette zor koşullarda kadrolar saksıda yetişir gibi kolay yetişmez. Ancak günümüzde Partinin akademi açma koşulu var ve bu koşulu iyi değerlendirirse çok daha rahat ve iyi kadrolar yetiştirir. Önemli olan koşulları doğru ve iyi değerlendirmektir. Partinin bu konudaki konumu ne olursa olsun her kadro kitap okumayı, yazmayı, dünya ve ülke siyasetlerini takip ve analiz etmeyi yaşam tarzı haline getirmek zorundadır. Ayrıca fırsat bulduğunda yoldaşlarıyla, kitlelerle ideolojik politik çalışma yürütmelidir. Partinin ideolojik politik çizgisini kitleler içinde hayata geçirmek zorundadır.

4- Parti disiplini ve illegaliteye uymak: Kadro devrim öncesi illegalite kurallarına uymak zorundadır. Yasa dışı koşullarda faaliyet yürüten Parti kadroları illegal kurallarına uymazlarsa bedellerini ağır ödemek zorunda kalırlar. Kimi durumlarda çiğnenen küçük bir kural yoldaşların ölümüne veya esaretlerine neden olabiliyor. Onun için her kadro illegal koşullara ve disipline uymak zorundadır. Kurallar mücadelenin zorunlu ihtiyaçlarına göre konulmuştur. Birçok kural da ödenen bedeller sonrası yapılan muhasebe ile tekrar aynı sonuç ortaya çıkmasın diye getirilmiştir. Yani her kural aslında belirli deneyimler sonrası açığa çıkmış ve sonuca ulaşmıştır.

5- Yaşamı devrime adama: KP kadroları devrim mücadelesine atıldıkları anda kendi bireysel yaşamlarını terk edip kolektif yaşam şartlarına göre hayatlarını organize etmek zorundalar. Onlar için artık bireysel yaşam yoktur. Kolektif yaşam ve kolektif çıkarlar vardır. Fırsatını bulduğumuz alanlarda komün şeklinde organize olmalıyız. Savaş alanları veya düşmanın ulaşamadığı kimi alanlarda geçmişte komün kurma olanağı yakaladık. Bugün de kadrolar fırsatını buldukları alanlarda komün kurarak kolektif yaşam alanları oluşturmalılar.

6- Profesyonel faaliyet yürütme ve her alan perspektifine uyma: Maoist kadro kriterlerinden biri de yukarıda belirttiğimiz gibi yaşamını mücadeleye adama ve profesyonel faaliyet yürütmektir. Profesyonel faaliyet yürütmek yaşamını bir bütün olarak devrimin ihtiyaçlarına göre organize etmektir. Bu bireyin kendi ihtiyaçlarına göre değil, Partinin ve devrimin ihtiyacına göre konumlanması demektir. Parti ihtiyaca göre her kadrosunu her an her alana gönderebilmelidir. Zaten Parti kadrosunu her alana uygun bir şekilde yetiştirirse, her alanda görevlendirmesi de o oranda daha gerçekçi olur. Savaşçı bir Partide kadrosunu kendi savaş koşullarına göre eğitmek zorundadır. Yoksa savaş siyaseti yürütmenin bir anlamı olmaz. Günümüz koşullarında mücadelenin gelişmesi için birçok kadro kafa yorsaydı eminiz ki, devrimin gelişmesi için yeni yollar daha kolay bulunabilirdi. Mesele düşmanın daha donanımlı ve güçlü olması değil, mesele bizim darlaşmamız ve yoldaşlarımızdan kopmamızdır.

Kadroların görev yerlerinin belirli periyotlarla değiştirilmesi de oldukça önemlidir. Bir kadro uzun süre aynı alanda kalıyorsa, orada kaçınılmaz olarak sorunlar çıkar. Kadro ister istemez mücadelenin başka alanlarına karşı yabancılaşır. Kadro süreç içerisinde Parti kitlesi yerine kendi sosyal tabanını oluşturmaya başlar. Kadro zaman içerisinde kendisini Parti merkezi olarak dayatır, en ufak eleştiriyi kendi küçük imparatorluğuna gelmiş gibi tepki gösterir. Kendini her şeyin merkezine koyar. Bu siyaset bizde alabildiğine ön plana çıkmış durumdadır. Bu konuda kolektif önderliğin bir an önce muhasebesini yapıp özeleştirisini yapması ve Partinin kadro siyasetini uygulaması gerekiyor.

Partimizin perspektifi her faaliyetçi kendi alanın kadrosudur. Eğer kadro varsa o zaten Partinin ideolojik, politik çizgisini yaşama geçirir. Ancak bir alanda kadro yoksa o alanda olan sempatizan otomatikman o alanın kadrosu olur. Ondandır ki, her sempatizan Partinin yayınları üzerinden siyasetini takip etmeli, okumalı, araştırmalı ve kendini geliştirmelidir.

Partimizin en belirgin kadro siyasetinden biri de özel mülkiyetten arınma ve yerleşik hayattan kopmadır. Ancak aynanın karşısına geçip kendimize baktığımızda bu konuda ciddi sıkıntılarımız var. Özel mülkiyet demek sistemle barışık yaşamak demektir. Özel mülkiyet edinmiş bir kadro teorik olarak devrimi savunabilir ancak ağır koşullarda hayatı pahasına devrimci faaliyete katılmakta istikrarsız olur. İstikrarsız insanların kadro olması hele hele önderlik konumunda yer alması alabildiğine tutarsız bir konumlanmadır. Her şeye rağmen kendini bu konuma uygun görüyorsan bu egon uğruna komünist çizgiyi tasfiye etmen anlamına geliyor. Doğru olan kendini bu duruma uygun görmemek ve bu durumda da yeni kadroların öne çıkması ve zorlukları aşması daha olasıdır. Bu durumdaki kadro yoldaşların özeleştirel yaklaşımları ve doğru tutum almaları Partiyi güçlendirecektir.

Sonuç olarak doğru bir kadro politikasının oturması ve işlemesi için bir an önce uygun alan ya da alanlarda kadro okulu ya da akademinin kurulmasıdır. Tamamıyla komün sistemi üzerine kurulmuş bu eğitim alanlarının bir an önce oluşturulması gerekiyor. Eğitim alanları üzerinden deneyimler birleştirilmeli, her alana uygun (yasal veya yasa dışı) kadrolar yetiştirilmelidir. Yetişen bu kadrolar mücadele pratiğine gönderilmeli ve belli bir dönem sonra tekrar merkeze çekilip eğitilmeli ve tekrar faaliyet alanlarına gönderilmeliler. Ancak böyle bir çalışma ile bugün kronik hale gelmiş sorunları çözebiliriz ve Partiyi doğru bir kitle veya devrim çizgisine çekebiliriz.

Scroll to Top